Mersin, bulunduğu bölge, bereketli toprakları ve Akdeniz'e açılan önemli limanları sayesinde tarih öncesi çağlardan itibaren sayısız medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Türkiye'nin en önemli turizm merkezlerinden biri olmasının yanı sıra, binlerce yıllık tarihi ve inanılmaz kültürel mozaiği ile adeta bir açık hava müzesidir.
| Tarihi ve Kültürel Zenginlikler
- Yumuktepe Höyüğü: Şehir merkezinde yer alan bu höyük, bölgenin en eski yerleşim izlerini barındırır. M.Ö. 7000'lere, Neolitik Çağ'a uzanan katmanlarda, Hititler, Romalılar, Bizanslılar ve daha birçok medeniyetin izleri bulunur. Burası, tarımın ve yerleşik hayatın Anadolu'daki en erken örneklerinden biridir.
- Kleopatra Kapısı: Mısır Kraliçesi Kleopatra'nın Romalı general Marcus Antonius ile buluşmak için Tarsus'a geldiğinde şehre bu kapıdan girdiği söylenir.
- St. Paul Kuyusu ve Kilisesi: Hristiyanlığın en önemli figürlerinden Aziz Pavlus Tarsus doğumludur. Onun adına yapılmış kilise ve evinin yanındaki kuyu, Hristiyanlık için önemli bir hac noktasıdır.
- Mamure Kalesi: Anamur ilçesinde, denizin hemen kıyısında yer alan bu muazzam kale, Türkiye'nin en iyi korunmuş kalelerinden biridir. Romalılar döneminde başlayan tarihi, Bizans ve Selçuklular döneminde de önemini korumuş, en son Karamanoğulları Beyliği tarafından restore edilmiştir.
- Kızkalesi: Mersin denilince akla gelen ilk simgelerden biridir. Kıyıya yakın bir adacık üzerine kurulmuş olan kale, efsanesi ve muhteşem manzarasıyla büyüler.
- Alahan Manastırı: Mut ilçesinde, dağların yamacında adeta bir kartal yuvası gibi konumlanmış olan bu erken Hristiyanlık dönemi manastır kompleksi, muhteşem taş işçiliği ve manzarasıyla büyüler.
- Mersin Yaşar Bayboğan Evi: Geleneksel Mersin mimarisini yansıtan, cumbalı, rengarenk boyanmış tipik Akdeniz evleridir.
| Doğal Güzellikler
Mersin denilince akla ilk gelen doğal güzelliklerdir. Yaz aylarında kavurucu sıcaktan kaçış noktaları olan yaylalar, serin havası, çam kokusu ve birbirinden güzel manzaralarıyla ünlüdür.
- Gözne Yaylası: Mersin'in en meşhur ve en yakın yaylasıdır. Şehir merkezine sadece 45 dakika mesafededir. Doğayla iç içe otantik yayla evleri, restoranları ve temiz havasıyla günübirlik gelenler için harika bir manzara sunar.
- Cehennem Deresi Kanyonu: Adı korkutucu olsa da manzarası büyüleyicidir. Yüksek kayalıkların arasında akan dere ve etkileyici doğal köprüleriyle tam bir trekking ve fotoğrafçılık cennetidir.
- Erdemli ve Çağlayan Şelaleleri: Restoranların da alabalık yiyip, serin suların sesini dinleyebileceğiniz vahşi doğanın içinde yer alan şelalelerdir.
- Cennet ve Cehennem Çukurları: Mersin'in en ikonik doğal oluşumlarıdır. Cennet Çukuru, 135 metre derinliğindeki bu obruğun içine 450 basamaklı bir merdivenle inilir. Dibinde küçük bir kilise bulunur. Cehennem Çukuru, Cennet Çukurunun yanındadır, derin ve dik kenarlarıyla inişi imkansız olduğu için bu adı almıştır.
- Astım Mağarası: Cennet ve Cehennem çukurlarının yanındadır. İçindeki nemli havanın astım hastalarına iyi geldiğine inanıldığı için bu adı almıştır.
- Pullu Tabiat Parkı: Deniz kenarında, çam ağaçlarıyla kaplı bir cennet. Hem yüzülebilir hem de doğanın keyfini çıkarabilirsiniz.
| Ne Yenir?
- Tantuni: Akla gelen ilk ve en meşhur lezzet. İncecik döş etinin özel bir saç üzerine yağ, domates ve biberle kavrulmasıyla yapılır. İnce lavaşın içine sarılarak, bol maydanoz ve soğanla servis edilir.
- Cezerye: Tatlı severlerin gözdesi. Havuç, şeker ve cevizle yapılan, üzeri hindistan ceviziyle kaplı bu nefis tatlı, kıvamı ve lezzetiyle meşhurdur.
- Kerebiç: Özel bir peynirle doldurulmuş, irmikli bir hamur işi tatlısıdır. Sıcak servis edilir ve üzerine genellikle kerebiç şerbeti dökülür.
- Batırık: Soğuk bir çorba veya meze gibi düşünülebilir. İnce bulgur, ceviz, salça, bol maydanoz ve çeşitli baharatların yoğun bir şekilde yoğrulmasıyla yapılır.